Son yıllarda geçirdiğim belki de en kötü zamanlarımda okuduğum ve beni sarsan, kim olduğumu düşündüren bir kitaptı "Kırmızı Saçlı Kadın".Yine de kuvveti muhtemel bir tek ben böyle bir anlam yüklemişimdir kitaba, çoğu zaman okuduğumuz kitapları algılayışımızın içinde bulunduğumuz duruma çok fazla bağlı olduğunu düşünürüm çünkü. Bazen içinde bulunduğumuz durumdan o kadar memnunuzdur ki, bir kitabın çıkıp bizi yıldızlar kadar uzak bir durumla yüzleştirmesini istemeyiz, bazen de tam tersi içinde bulunduğumuz durumu düşünmemenin kaçış yoludur kitaplar ki ben kendi hayatımda ikincisine rastlarım genel olarak...Orhan Pamuk'u yazın dili konusunda olsun, siyasi ve popüler yargılarıyla olsun eleştiren çoktur ancak ben kendisine nobeldeki "Babamın Bavulu" konuşmasından beri hayranım.Aslında lise hayatımın belirli dönemlerini, sıkıntılarını ve mutluluklarını nasıl hala "Zülfü Livaneli" ile hatırlıyorsam, üniversite hayatımdaki benzer dönemlerini de "Orhan Pamuk" ile hatırlayacağımı farkettim ve işin bana garip gelen tarafı ise böyle yazarların hayatımda hep oluşu.Hatıraları ne kadar fotoğraflarla belleğimizde tutmaya çalışsak da farkettim ki kitaplar, müzikler ve mekanlar bunu daha iyi yapıyor. Fotoğraf makinaları, hard diskler bozuluyor ve tüm o fotoğraf arşivleri yerle bir oluyor, ama bir şarkı gelip sana tüm o zamanların anısını hatırlatabiliyor.Aslına bakarsanız anıları hatırlamak gerekli mi , "mutluluğun anısı, mutlu olmanın önündeki en büyük engel" mi, diye de düşünüyorum bu aralar ancak bırakayım bu başka bir yazının konusu olsun.
O zamanlar "ben, beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum" diye düşünürdüm.Yeni keşfediyordum bu düşünceyi.Kimse sizi gözlemiyorsa, içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir.Yakınlarda bir babanız varsa ve sizi görüyorsa içinizdeki kişi içinize saklanır.
"Babasız büyürsen alemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanırsın..."dedi Serhat."Ama bir süre sonra ne yapacağını bilemez, dünyada bir mana, bir merkez bulmaya çalışır, sana hayır diyecek birini aramaya başlarsın."Adına zıt bir duruşla kitapta anlatılan bir kadın değil, bir çok esere konu olmuş, hepimizi mutlaka derinden sarmış bir mevzu “baba”.En çok korktuğumuz, belki en az kendimizi açabildiğimiz ama çoğu zaman en çok ihtiyaç duyduğumuz, sözünden en çok etkilendiğimiz figürden.Aynı anda hem sınırsız,özgür olmayı isterken hem de kendi kendine dahi olsa kısıtlar, kurallar koymayı, özgürlük denen duyguyu birilerinin varlığıyla kuşatmayı isteyen insan ve onun baba mevzusundan...
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz.Niye?Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?Bir de bu durum vardı aslında son zamanlar kafamı kurcalayan ve yazarın deşifre ettiği.İnsanın yol katettiğine inanırken dahi her devasında "babamın bavulu" gibi dönüşler yaşaması, her yeni üzüntüde eski üzüntüleri de hatırlayarak bir çeşit kendine acıma mekanızması geliştirmesi, bıkmadan, usanmadan, her yeni üzüntüde...
Eski insanlar , eski binalarıyla gitmişler de, yerlerine cumartesi öğleden sonra eğlenmek isteyen, gürültücü, neşeli, meraklı bir kalabalık ve onların yeni apartmanları gelmişti.
"Babam bizi terk etti " dedim.Her kitabında nacizane bulabildiğim o güncel eleştiriler ve bana inanılmaz gelen gözlem yeteneği...Bazen Türkiyeli olmayı eleştiriyor bazen "arada olmayı", ne batıda ne doğuda olmaktan söz ediyorum yani, ne tam anlamıyla modern ne de tam anlamıyla gelenekselci olmaktan, devamlı geçmişi iyi yönleriyle bugünde hatırlamaktan, halk şarkılarında dahi ağıt yakan kültürden, bizden bahsediyor(um).
"O zaman sana babalık etmemiş" dedi Kırmızı Saçlı Kadın."Sen de kendine başka bir baba bul.Herkesin babası çoktur bu ülkede.Devlet baba,Allah baba,Paşa baba,Mafya babası...Burada kimse babasız yaşayamaz..."
No comments:
Post a Comment