Gezdiğim ve yakından takip ettiğim yakın zamandaki diğer bienallerle karşılaştırdığımda (tuzlu su ve biz insan mıyız?) bu seneki konunun daha net, anlaşılır bir şekilde sosyal bir soruna dikkat çekmeye çalıştığını düşünüyorum.Bu sebeple de sanki billboardlarda, sokaklarda daha çok görüyoruz,sokaktayken,günlük hayat devam ederken,kentte düşünmeye itildiğimiz sorular söz konusu bu kez.İlgi çekici olan bir diğer durum ise "international billboard project" benim için, diğer şehirlerle de bu şekilde diyalog kurulmaya çalışılıyor.Öncelikle İstanbul'u iyi bir komşuyu düşünmeye sonralıkla daha büyük ölçekte komşuluğu sorgulatma çabası, artan milliyetçi,anti-islamic düşünceler ve mülteci sorunuyla da birleşince anlamlanıyor,meselenin ciddiyetini tekrar yüzlere vuruyor.Yani sanat, politikanın dışında değil.
"Eğer politika, her
zaman uzakta bir yerlerde olan, haklarından mahrum edilmiş, söz hakları dahi
olmayan topluluklara ait bir öteki olarak görülürse, sanatı bugün yapısı gereği
politik kılanın aslen ne olduğunu kaçırırız:
yani sanatın bir çalışma, çatışma ve hatta eğlence alanı olarak
işlevini. Sermayenin çelişkilerinin yoğunlaştığı, küresel ile yerel arasında
son derece eğlenceli ama bazen de yıkıcı yanlış anlamaların biraraya geldiği
bir alan."



No comments:
Post a Comment