11.08.2016 saat 1 civarı uçaktan iniş yapıyoruz ve 6 euro'ya aldığımız (gidiş dönüş) biletlerle havalımanından Syntagma Meydanı'na kadar geliyoruz.Ayarladığımız hostel de meydana yakın ve yürüyerek hostelimizi buluyoruz arkadaşım ile.İlk gün kendimize city sightseeing tour satın almak ve çevreyi tanımak ile geçiyor.
Bu arada city sightseeing busları için Atina'da 3-4 farklı bus line var ve siz tercih ediyorsunuz,aynı zamanda ne kadar süre kullanmak istediğinizi de seçiyorsunuz.Biz Ankara'dan gelen tatilci kızlar oluşumuzdan herhalde Athens & Beach-Riviera Line'ı seçmiştik, bir günümüzü de sahil otobüsünde geçiririz demiştik, nitekim öyle de yaptık. Bu bus line ile Acropolis bölgesine, Atina'ya biraz daha uzak olan Pireaus bölgesine ve Yunan Riviearasına çok rahat gidebiliyorsunuz. Akşam yemeği için de çok hoş bir falafelci bulmuştuk ancak bir tatilden dolayı kapalıydı :( Biz de tatlı bir italyan pizzacısına gitmiştik.Ama Atina'da yemek yemenin en güzel yanı, öncelikle bir şişe soğuk su getiriyorlar , tip de o kadar mesele değil, çok rahat ve tatlı insanlar hepsi...
(Masaya suyumuz gelmiş, mutluyuz :DD )
2.Gün
City sightseeing turumuz ile ilk önce Acropolis sonrasında sırasıyla Pireaus Limanına gittik.Bu arada otobüste olduğumuz için ben kırmızı ışıklar da falan anlık fotoğraflar çekmiştim. Fotoğraflardan şehrin farklı bölgeleri ve değişimlerini de algılayabilirsiniz..
(2004 Atina Olimpiyatları için şehir de yeni stadyumdan havalimanına bir çok yenilik yapılmış, hatta şuan Yunanistan'ın borçlanmasında o zaman yapılan harcalamaların payının büyük olduğu söyleniyor.)
Bu akşamı da tabii Tavernaların yoğun olduğu ve akşamları canlı olan Plaka bölgesinde geçirdik.Plaka bölgesi kaldığımız hostele de yakındı, hosteli bu bölgelere yakın tercih etmeniz dönüş açısından güzel olacaktır. Uzo (Yunan Rakısı) içtiğimiz keyifli geceden bir fotoğraf.
3.Gün
Bugünde ilk olarak sahil şeridini dolaşıp öncesinde anlattığım gibi beğendiğimiz sahilde otobüsten inip denize girdik, hayli keyifliydi..Atina'nın merkez bölgesinde değil ama Riviera olarak adlandırılan daha çok 2 katlı yazlıkların olduğu bir bölgeydi bulunduğumuz.Sonrasında da şehir merkezine geri dönüp asıl gezmek istediğimiz tarihi bölgelere intro niteliğinde yerlere gidip, şehri turladık aslında.
(National Garden of Athens)
(İlk Olimpiyat Oyunlarının Yapıldığı Yer: Panathinaiko Stadyumu)
Atina sokaklarında gezerken tanrıça heykellerine rastlamak çok olası aslında, mitolojiye çok fazla atıf var ( bence biraz bunun turizmini de yapmaya çalışıyorlar, sokrates hapishanesi de popüler bir lokasyon örneğin ) City sightseeing tourda da bir deniz uygarlığı olmasına,denizden beslenişine ve Perslerle yapılan savaşta zarar gören şehire çok fazla atıfta bulunuluyordu.
Ancak ben eski ile yeninin bu iç içe girdiği durumları daha çok sevdim.Bir de sanırım 18 senemi Akdeniz'de geçirişimdendir, balkonlara-teraslara bu kadar yer veren bir konut tipolojisi çok daha samimi ve canlı geldi bana.
4.Gün
Bugünü daha çok Akropolis,Pantheon gibi tarihi ve gerçekten görülesi yerlere ayırdık, bunlar hostelimizin bulunduğu Syntagma çevresine yürüyüş mesafesindeydi aslında, o yüzden 3 günlük satın aldığımız city sightseeing bus larıyla ulaşımımızı başka bölgelere yapmayı tercih etmiştik.
İlk olarak aynı bölgedeki Akropolis Müzesine gitmiştik, burada akropolis maketlerinden tutun da bir çok heykele çok geniş bir koleksiyon sergileniyordu.Ancak müzenin mimarı Bernard Tschumi diye olabilir ben sadece mimarisine kitlenmiştim...Bir diğer anısı da mimarlık okumaya başladıktan sonra ilk defa star bir mimarın binasına gitme fırsatım olmuştu, sanırım ondan dolayı da gereğinden fazla hayran kalmıştım müzeye....Çevre ilişkileri bakımından çok ilginç bina aslında "Akropolis Müzesi", 3.sergi katı tamamen akropolis'in kendisine bakıyordu ve onla ilgili tüm bilgileri aldıktan sonra bende adeta bir "observation desk" hissi uyandırmıştıAma tabi daha bilinçli,çerçevelenmiş bir gözlemdi.Fotoğraflardan da anlaşıldığı gibi eski-yeni durumları çok iç içe geçmişti ve zaten bundan hoşlanan biri olarak extra fotoğraf çekme ihtiyacı duymuştum.
Yunan Akropolis'ine gelirsek insan ölçeğinden anlarsınız devasa bir yapı....İnsanlar için değil tanrılara yapılmasına şaşırmamalı tabi.
Dipnot:Tüm şehre hükmeden bir yapısı var ve bu sebepten büyük bir tepede yer alıyordu anladığım kadarıyla.Çok fazla rüzgar olduğu için çok iyi bir fotoğraf çekememiştim.Daha sonra uzak ve merkezi bir meydandan çektiğim fotoğrafta kentin içinden nasıl algılandığını anlayabilirsiniz.
Bu arada tapınağın eksik parçaları bu şekilde sonradan eklemlenen parçalarla tamamlanmış.Bana birbirinden çok farklı oluşları kötü gelmedi çünkü ne kadarının zarar gördüğü hakkında bilgi veriyor diye düşünüyorum.Aksine puzzle parçaları gibi ilk yapıldığı zaman ve şuandaki turistik amacı arasında sıkışmışlığını daha gerçekçi buldum.
(Kentin içinden de böyle algılanıyordu Akropolis)
(Saatlerce ilerledikçe ışıklandırmasıyla da enfes bir manzarası var ve Plaka bölgesindeki tavernalar da manzaraya göre konumlanmış -hoş bir detaydı bence- )
Bu arada tepeden olmasından mütevellit Akropolisten çok fazla panaromik görüntü yakalma fırsatınız oluyor...
5.Gün
Son günümüzde Atina'ya yakın küçük bir ada gezisi yapmayı planlamıştık.Aldığımız tavsiyelerle de Atina'ya 40 dakika uzaklıktaki Aegina Adası'na gittik.Sanırım gidiş dönüş vapur yolcuğu 15 euro gibi bir şey tutmuştu.Ada daha çok Atinalıların yaz aylarını geçirdikleri denizi ve balığı güzel küçük bir yerleşimdi.Biz de dolayısıyla balık yiyip-denize girmiştik...
Dipnot: heaven is a place on earth
"Blue-Azurro" aslında İtalya'nın milli rengidir.Ama ben bu sıfatı şimdilik Atina'ya atfettim ve ünlü italyan şarkının sözleriyle yazımı bitirmeyi uygun gördüm.
Azzurro,
il pomeriggio è troppo azzurro
e lungo per me.
Mi accorgo
di non avere più risorse,
senza di te,
e allora
io quasi quasi prendo il treno
e vengo, vengo da te,
ma il treno dei desideri
nei miei pensieri all'incontrario va.

