İstanbul ile Ankara karşılaştırması yaptı.İstanbul'a giden herkes dönüşte böyle bir kıyaslama getirir, lokum gibi ya da pişmaniye, saray helvası , Bolçi. "İstanbul'da insanların tek amacı İstanbul'un tadını çıkarmak gibi görünüyor. Avına dişlerini geçirmeye çalışan yırtıcı hayvanlara benziyorlar. Ankara'ya istesen de dişini geçiremezsin, bir sürü üst geçit var."Bu aralar ki Barış Bıçakcı takıntımı anlatan en güzel paragraf burada olduğu için altına bir şeyler yazma isteği hissetim. Belirli bir süre nerede, nasıl yaşamak istediğini anlamaya çalışmış biri olarak o kadar güzel anlatıyor ki o bulduğum evi, Ankara'yı. Bana yaşadığım yerde aradığımın seyahat özgürlüğü, kent planlaması, iyi mimarlık, deniz kenarı dinginliği , sosyal etkinlikler değil de yalnızca dostluk ve samimiyet, güzel bir kitapevinde geçirilen yarım saat olduğunu öğreten zamana ve hislerimi en güzel şekilde dile getiren Barış Bıçakcı'ya sevecenlikle teşekkürlerr...
Metin ile birlikte bu şakaya güldüler, Kapatırken Cemil şöyle dedi: "İstanbul'da gün boyu dolaşırken dünyanın haline üzüldüm. Ankara'da insan sadece Ankara'nın haline üzülüyor."
Sinek Isırıklarının Müellifi
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment